ASİMİLASYONA, BASKIYA VE AYRIMCILIǦA KARŞI



„SÖZÜMÜZ MECLİSTEN İÇERİ“



WÜPPERTAL ALEVİ KÜLTÜR MERKEZİNDE YAPILACAK CANLI YAYINA TÜM
DOSTLARIMIZI BEKLİYORUZ.




SESSİZ KALMAK HAKSIZLIǦA ONAY VERMEKTİR, SÖYLEYECEK SÖZÜM VAR
DİYEN CANLARIMIZA DUYRULUR...




BAK DER-İǦDELİ
 

MÜCADELESİYLE SEMBOLLEŞEN İĞDELİ KÖYÜ 14.08.2010 TARİHİNDE KÜLTÜR ve CEM EVİ’NİN TEMELİNİ ATTI
Yüzlerce binlerce Alevi Köylerinin yapmak istediği, bir türlü önüne geçilemeyen Kültür ve İnanç katliamını, İğdeli’de tüm Federasyon ve Konfederasyon Başkanlarının katılımıyla tarihe unutulmaz bir not düştüler ve İğdeli’ler dediki örgütlü toplum mutlak süretle kazanacaktır.

Eğer bizler ikibin dörtde yeni seçilen muhtarın yanlışlığına ses çıkarmasaydık, adam sende deseydik bu gün Cem Evi temeli değil yerinde Asimilasyon Camisi olacaktı, bu anlamda inanç ve kültürünü yaşamak ve yaşatmak isteyen başta tüm İğdeli’lere, sesimize ses katan tüm çevre köylerimiz Halkına, Belediye Başkanı Şener Tatar nezlinde Karaözü Halkına, bizlerle hep elele omuz omuza olan Kayseri Hacı Bektaş Kültürünü Yaşatma ve Dayanışma Derneğine ve Vakfına, yine Kayseri Alevi Kültür Merkezine, ABF çatısı altındaki tüm kurum ve kuruluşlarımız adına Baş. Ali Balkız’a, Avrupadaki Federasyonlarımızı temsilen AABK. Baş. Turgut Öker’e, yolumuzu aydınlatan ve her evde inanç ve kültürümüzle bizleri buluşturan Yolumuz YOL TV’ye, belleklerimizde silinmeyecek ve geleceğede arşiv olarak kalacak Alevilerin Sesi Dergimize ve Genel Müdürü Fuat Ateş’e bu mücadelemizde omuz omuza oluşumuz ve verilen destekten dolayı bir kez daha sayğı ve sevgilerimizi sunuyor ve işte bu diyoruz örgütlülüğün getirisi.

Hep söylüyoruz ama bir kez daha söyleyelim, oturduğumuz yerden atılan nutuklarla kazanım olmaz, ancak kişi/kişiler deşarjz olur. Neden söyleme gereği duydum! İğdeli Köyüne girişde Cumhuriyetin kazanımını anlatan kadın kız erkek kısacası örgütlü toplumun birlikte verdiği mücadele „Cumhuriyet Böyle Kuruldu“ filaması göze çarpar, buraya kadar herşey normal, normal olmayan ise Cumhuriyetin kurulduğu günlerden bu zamana kadar, ümetci toplum yaratmak için Alevi Köylerine asimilasyon amaçlı Cami yapımını desteklemek ve Alevi İnanç ve kültürünü yok etmek isteyenlerin yanında yer almak, hangi kriterlere sıgar! bunu bir ata sözüyle açıklaya biliriz ancak, „Ağaç Baltaya Derki, sen beni kesemezdin ammaaa ne yazıkki sapın benden“ bu anlamda kendi ağacımızın kurtlarınada artık dur, ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi olmasını salık veririz, omurgasızlık kişiyi öz benliğinden uzaklaştıracağının bilinmesini salık veririz.

Neden kendi gibi olamama gerekceleri! Köyüme yardım alabilirmiyim! oğlum kızım sünni ile evli, bütün mesele burda kilitleniyor. Birincisinden başlarsak Köyüme yardım, bütün toplum (Alevisi, Sünnisi, Lazı,Çerkezi, Kürdü) vatandaşlık görevini sorgusuz sualsiz yerine getirirke neden vatandaşa dönüşümü olmasın? neden Aleviler toplumsal baskı ile karşı karşıya kalsın, illa hizmet almak için kimliksizleşmesimi gerek, ikincisi ise evlilikler, Çağdaş ülkelerdede farklı inançlardan insanlar bir birleriyle evleniyorlar, burdaki kıriter iki insanın birbirine sağ duyu ve hoş görü erdemliliği, inancından ve kültüründen dolayı ötelenmemeleri, neden bizler için olmasın! Alevice duruş ve yaşam neden saygı görmez, yüz yıllarca Sünni yaşamına sayğı duyan Alevilere bu çağda neden ayni sayğı gösterilmesin!!! Biz biliyoruzki bütün bunlar ümmetci zihniyetin tekerine çomak sokarda ondan, dolayısıyla Çağdaş ülkeleri örnek alarak, özgür yurtaş olma becerisini göstermek ilkesiyle, olmazsa olmazımızın gerçek anlamıyla Laik Demokratik Cumhuriyetten geçtiğine inanıyoruz.

BAK DER-İĞDELİ

Baş. Atila Ceylan

#####

AVRUPA PARLEMENTOSU’NDA 'ALEVİ‘LERİN GENEL SORUNLARI BAŞLIKLI BRİFİNG www.alevi.com

Avrupa Parlamentosu'nda 'Alevi'lerin genel sorunları başlıklı brifing
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu AABK Brüksel'de Avrupa Parlamentosu AP'de Madımak Katliamı başta olmak üzere Alevilerin güncel sorunları hakkında bir brifing verdi. AP'deki toplantıya 14 farklı Avrupa ülkesinden federasyon katıldı. Toplantıda Aleviler sorunlarını 6 maddede dile getirdiler. Bunlar sırasıyla,
1. Diyanetin kaldırılması
2. Zorunlu din derslerinin kaldırılması
3. Cemevleri'ne ibadethane statüsü verilmesi
4. Alevi köylerine cami yapımının durdurulması
5. Alevi dergâhlarının asıl sahipleri olan bizlere iade edilmesi
AP'deki toplantıda söz alan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde ‘Zorunlu din dersleri’ uygulaması ile ilgili davayı kazanan Hasan Zengin, söz konusu davanın seyrini ve alınan kararların uygulanmaması konusunda bilgi verdi.
Madımak Katliamı ve otelinin durumu hakkında Madımak Şehit aileleri adına Yeter Gültekin ise bir sunum yaptı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde ‘Zorunlu din dersleri’ uygulaması ile ilgili davayı kazanan Hasan Zengin de, söz konusu davanın seyrini ve alınan kararların uygulanmaması konularını parlamenterlere aktardı.
Hollandalı AP üyesi Denis de Jong ise Madımak hoteli sorununu bildiklerine dikkati çekerek Madımak'ın müze yapılası gerektiğini söyledi. De Jong din özgürlüğünün Türkiye'de tesis edilmesi gerektiğinin altını çizerek Alevilerin sorunlarını AP' de gündeme getireceklerini bildirdi.
AP üyesi Yeşillerden Franziska Keller ise Türkiye'deki olayların farkında olduklarına işaret ederek Madımak'ın müze olması gerektiğini söyledi.
AP'deki toplantıyla ilgili ABHaber'e özel bir mülakat veren AABK Başkanı Turgut Öker, “AKP’nin Alevi açılımları ile kamuoyunu yanıltmaya yönelik çalışmalarının Avrupa’da zihin bulanıklığı yarattığını görüyoruz. AKP’nin bu sözde açılımlarının Alevilerin sorunlarına çözüm noktasında hiçbir katkıda bulunmadığının altını çizmek istiyoruz. Avrupalı politikacılarının kafasında oluşan ve gerçeklerle bağdaşmayan “demokrat AKP” portresinin diğer yüzünü anlattık” dedi.
***
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu(AABK) AABK´nin 24.06.2010 tarihinde Avrupa Parlementosu´nda 'Aleviler ve Güncel Sorunları' başlıklı yaptığı toplantıda sunulan düşünce ve öneriler.
Neden bu toplantıya ihtiyaç duyuldu?
Türkiye´yi 8 yıldır yöneten AKP Hükümeti´nin en önemli başarısı gerçekleri çarpıtmak olmuştur. Türkiye´nin temel sorunlarını çözme doğrultusunda hiçbir somut adım atmadığı halde özellikle Avrupa kamuoyunda ciddi zihin bulanıklığı yaratmıştır. Var olan sorunları sadece gündeme getirmiş ve bu sorunları çözerek gibi bir hava yaratmış ancak çözememiştir.
Alevi toplumu olarak 20 yıldır var sorunlarımızı her platformda gündeme getirmekteyiz ve çözüm önerileri sunmaktayız.
Aleviler olarak somut taleplerimiz nelerdir?
1. Diyanetin Kaldırılması
2. Zorunlu Din Derslerinin Kaldırılması
3. Cemevleri’ne İbadethane Statüsü Verilmesi
4. Madımak Oteli’nin Müze Yapılması
5. Alevi Köylerine Cami Yapımının Durdurulması
6. Alevi Dergahların Asıl Sahipleri Olan Bizlere İade Edilmesidir
AKP´nin Alevi Çalıştayı:
AKP Hükümeti Alevi toplumunun sorunlarını çözme iddiasıyla Alevi Çalıştayı yaptı.
Yapılan Çalıştaylar sonrasında açıklanan ve Hükümete sunulan raporda yer alan belirlemeler ve önerilen çözümler, biz Alevilerin kendileri tarafından dile getirilen talepleri ve çözüm öngörüleri değildir. Bunun yerine, geleneksel devlet bakış ve pratiğinin Sünni bir perspektifle yeniden yapılandırılmaya çalışılmasıdır. Sunulan raporda kullanılan dilin öznesi „Alevi Sorunu“ olarak tanımlanmaktadır. Böyle bir tanımlamayı doğru bulmuyoruz. Sorun Alevilerden kaynaklanan bir sorun değildir. Haklarımızın devlet tarafından gasp edilme sorunudur.
AABK olarak, Alevi Çalıştayları sonucunda hazırlanan ve Başbakan´a sunulan „Önrapor“u „Asimilasyon Belgesi“ olarak değerlendiriyoruz.
Raporu, sorunun çözüm yol ve yönetimlerinden daha çok, Alevi kimliğini asimile etmek isteyen bir program niteliği taşımakdır.
AKM´nin Alevi Çalıştayını böyle bir sonuca varması, çözüm yerine çözümsüzlüklerin üretilmesinin gerekçesi ise „Türkiye Gerçeği“ne, sorunu yaşayanlara değil yaşatanlara dayandırılmasıdır.
Bizler, başlatılan bu sürecin doğru bir tarzda devamından yanayız. Bunun yolu ise taleplerimizin kabulüdür. Bu sürecin muhatabı olan bizler buna hazırız ve çözüm için elimizden geleni yapacağız. Bunun çözümü için fazladan bir talepte de bulunmuyoruz. Avrupa Birliği ülkelerinde bu sorunlar nasıl çözümlenmiş ise, bizde bunu istiyoruz.
Bizler, bu sorunları çözülmez sorunlar olarak görmüyoruz. Avrupa Birliği’ne aday olan Türkiye Cumhuriyeti açışından da bu isteklerimiz yerine getirilmeyecek istekler değildir. Bugün sizleri ağırlamak için gelen Federasyon Başkanlarımız, kendi ülkelerindeki uygulamalara ilişkin dosya sunacaklar. Burda göreceğiniz örnekler, sorunun nasıl çözülmesinin de örneklerini teşkil etmektedir. Tüm bu örneklerdeki temel yaklaşım, devletin insanların dilini, dinini, ırkını, yaşam biçimini, vicdanını kendi kalıbına göre şekillendirme değil, bunları olduğu gibi kabullenip, tarafsız bir şekilde uygulama sahası açmaktır.
Türkiye Avrupa Birliği Üyesi olmaya adaydır. Bunun yolu da Avrupa Normları’nın eksiksiz yerine getirilmesiyle orantılıdır. Aleviler olarak taleplerimizin yerine getirilmesinde de bu normların baz alınmasıdır.
Avrupanın değişik ülkelerinde üretilen çözümlere baktığımızda, hiç bir isteğimizin başkalarının sınırlarını zorlamadığını, tahrik etmediğini ve doğal haklar olduğunu görmemiz mümkündür. Bunlar:
1. Diyanetin Kaldırılması
Avrupanın hiç bir ülkesinde dini toplulukların, dinlerini yaşama ve uygulamalarına, bunların biçimlerine devlet karışmamakta ve bu amaçla oluşturumuş herhangi bir kurumu da yoktur. Türkiye’de ise Diyanetin oluşturulmasıyla „Laiklik İlkesi“nin önüne set çekilmiş, devletin din karşışındaki tarafsızlığ ortadan kaldırılmış ve var olan sorunların sebebi, devletin dini yaratılmıştır. Dolayısıyla Diyanet’te rötuş yapılarak,Alevilere de yer verilerek , reforme edilecek bir kurum olmamalı, kaldırılmalı.
2. Zorunlu Din Derslerinin Kaldırılması
Hiç bir AB ülkesinde böyle bir zorunluluk bulunmamaktadır.Bazı Avrupa ülkelerinde, devlet okullarında din eğitimi verilmemekte, bazı ülkelerde ise seçmeli ders olarak uygulanmaktadır. Bu konudaki karar, inanç toplulukların kendilerine aittir. Devletin burdaki rolü, bu uygulamaların yasal düzenlenmesiyle sınırlıdır.
Bu haktan hareketle, şu anda birkaç yıldan beri Almanya’da uygulanan model, Avrupa’nın birçok ülkesinde de esas alınmaktadır. Aleviler, Alevilik öğretisinin her aşamasını düzenleme hakkına sahiptir.Bunlar; Ders Müfredatı, Öğretmen seçme ve eğitme, Üniversite’de Alevilik Kürsüsü ve diğer uygulama ve belirlemelerdir.
3. Cemevlerinin İbadethane Statüsü
Avrupa’da 250’yi aşkın Alevi Kültür Merkezi bulunmaktadır. Bunların büyük bir bölümü ise aynı zamanda Cemevi statüsündedir. Türkiye’deki uygulamanın tam tersine, Avrupa’da hiç bir dini kurumun su ve elektrik ihtiyacı da devlet tarafından karşılanmamaktadır.
Türkiye’de Cemevleri’ne, Camilere uygulanan bu yöntemin uygulanması, devletin dine müdahalesi ve Diyanetin meşrulaştırılması olarak görüyor ve red ediyoruz.
Avrupa ülkelerinde ibadethanelere bakış ise; hiç bir ülke veya belediye bu konuda herhangi bir müdahele etmeyi bile düşünmemiş, tam tersine bunu bir zenginlik örneği olarak değerlendirmiştir. Bu olgu Cemevleri için olduğu gibi, Camiler için de geçerlidir.
İsviçre’deki halkoylaması ve sonucu tüm Avrupa ülkelerinde eleştiri almıştır. Bunun somut örneklerinden biri ise Köln’de yapılan Camiye, ırkçıların karşı girişimi ve bu girişime karşı Köln halkının her noktaya insan barikatı kurarak, ırkçıları şehirden kovmalarıdır. Taksi sürücüleri bile bu ırkçıları müşteri olarak kabul etmemiştir. Bizler de, demokrasinin bir gereği olan ibadet özgürlüğü için, bu mücadelede yerimizi aldık.
4. Madımak Oteli’nin Müze Yapılması
Federal Almanya, 2. Dünya Savaşı öncesi ve esnasında yaşanan soykırım, vahşet ve barbarlığın unutulmaması için, bu vahşetin simgeleri olan Toplama Kampları’nı ibret olsun diye müze olarak muhafaza etmektedir. Vahşetin unutulmaması için Tüm öğrenim sürecinde ders müfredatının içinde ele alınmaktadır. Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen, vahşetin unutulmaması için Berlin Parlementosunun karşısına „Yahudi Katliamı Anıtı“nı yapmıştır.
Günümüze ilişkin bir örnek ise Solingen’de 5 Türkiye kökenli insanın yakılması sonrasındaki süreçtir.
Daha sonra Almanya Cumhurbaşkanı olan dönemin Eyalet Başbakanı Johannes Rau, bu vahşeti hayatının en acı günü olarak ifade etmiştir. Bu acının üzeri kapatılmamış, aileye bir ev alınarak yerleşmeleri sağlanmış, yakılan ve insanların katledildiği ev mekanına 5 çınar ağacı dikilmiş, anıta dönüştürülmüştür. Solingen’de Irkçılıkla Mücadele İçin Araştırma Merkezi kurulmuş, başına ise Türkiye’li biri getirilmiş, Solingen’de bir anıt yapılmış, Solingen’de yaşayan her insan bu anıta kendi ismini kazıyabiliyor, „Barıs İçınde Birlikte yaşamak için – Genç Barış Ödülü“ oluşturulmuştur. Her yıl devlet erkanının da katıldığı anma toplantıları düzenlenmektedir. Alevilerin Sivas ile ilgili istemi de aynen budur.
5. Alevi Köylerine Cami yapılmasının durdurulması
AB ülkelerinde böyle zoraki bir uygulamanın örnekleri bulunmamaktadır. Sünni Müslümanların yaşamadığı Alevi köylerine Cami inşa edilmesi, evrensel normlara, inanç özgürlüğü ile bağdaşmadığı gibi, bu doğrultudaki uygulamanın Alevileri asimile etme programı olarak görüyoruz.
6. Alevi Dergahları Asıl sahipleri olan bizlere iade edilmelidir:
Tekke ve Zaviyeler yasasının yürürlüğe girmesiyle birlikte yazılı Alevi kaynakları, Arşivi gasp edildi. Bunun Avrupa’da bir örneği bulunmaz ve yadırganır. Alevilerin tekrar kendi tarihlerini öğrenme özgürlüğünün önünde engel olan bu duruma son verilmeli ve kaynaklar, Arşivler ve Dergahlar doğal sahipleri olan Alevilere iade edilmelidir
Yukarıda sıraladığımız bu örnekler, sorunların sorun olmaktan çıkarıldığının bir göstergesi ve pratikte hayat bulmasının örnekleridir.
AB sürecindeki Türkiye, bu uygulamaları örnek almalı, „İç Hassasiyetler“, „Tahrik“ gibi bahanelere sarılmamalıdır. Aleviler olarak, kendimiz için talep ettiğimiz bu doğal hakların Kürtler, Ermeniler, Dindarlar, Süryaniler, Romanlar ve diğer tüm insanlarımız için de bir hak olduğunu, „Başka“ olanların haklarının gasp edildiği bir toplumda bizlerin de özgür olmayacağının bilicindeyiz.
Sonuç olarak; yukarda sıraladığımız ve tüm Alevi Kurumlarının ortak istekleri olan bu talepler, yerine getirilemeyecek istekler değildir. Bu bağlamda Çalıştaylar yapılabilir. Ancak sorunun asıl çözüm yeri Meclistir. Mecliste çoğunlğu bulunan Hükumet, Alevilerin demokratik taleplerini en kısa sürede çözebilir. Hükumetin iyi niyet ve sağduyulu yaklaşımı durumunda, bugünkü meclis bileşiminde sorunun çözümü için çoğunluk da mevcuttur. Taleplerin uygulanmasına ilişkin yol ve yöntemleri, Avrupa standartlarının baz alınması durumunda, üzerimize düşen görevleri yerine getirmeye ve çalışmayı birlikte sürdürmeye de hazırız.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu
Genel Başkanı
Turgut Öker
25.06.2010 -

#####

BİRLİK YARATMANIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER!
Aslında birlik konusunda iletișim dilinde ve hitabında olumlu yaklașılması gerekirken. İstemeyerek olumsuzluklara ve yanlış yaklașılmara deginmek gerekmektedir.

Evet çok fazla birlik lafları ile birlik olmuyor. Yeni sürçte bir konuda hem fikir olmamız lağzım.
Bir konuda proje, fikir üretirsiniz bunun partnerlerini ararsınız. Ortak yürüyenlerle bilikte projenizi geliștirir, canlandırır ete kemiğe büründürürsünüz, yani hayat buldurursunuz.
Doğaldır ki alternatifleri de, mualifleri de olacaktır. Karșı alternatiflerde kendi proğram ve projelerini üretmek zorunda. Proje ve proğram üzerinden yapılan tartıșmalar hayatla bağı olan, gözle görülen emek harcanmıș süreçlerin sonucu ortaya çıkmaktadır.

Dikkat edilmesi gereken konu, karșılıklı farklılıklar iș üzerinden tartıșılır ise, yanlıșları daha çabuk ve net görme olanağı olur.

Kısaca bu bir prensip meselesi olması gerekir.

Yani bir konuda birșeyler yazılıp söylenecekse, eleștirilecekse, iş üzerinden (bu bu yanlıșlar var biz böyle düșünüyoruz, böyle yapıyoruz demek gerekir) bütünlüklü davranıș biçimi bu olması gerekir.

Sen bilirsin demek, tabi olma anlamını tașır (köylünün Ağasına tabii olması gibi). Ben bilirim demek, çok bilmișliği ve hükmetmeyi içerir. Aslolan bizi yaratmaktır.

Biz! Ortak iradeyi temsil eder! Hedefimiz de bu olmalı.

Suzan Yücel hanımın birlik çağrısını okuyunca çok düșündük, yazacaklarımız birlik anlayıșını zedelermi diye? Amasız, fakatsız ilkelerimizin de olması gerekir. Acaba arkadașın Karaözü ve Türkmeneli sürecindeki çalıșanlarla diyaloğu oldumu? Temelsiz olan ne? Buna hangi yargı ile varıyor? Yargılama hakkını nerden alıyor gibi soruları çogalta biliriz!!!

Elbette amac, birbirimizi yargılamak olamamalı ama burdaki yanlıș anlayıșda mahkum edilmeliki. Böylesi yanlıș anlayıșlar birlikteliklerin önünü tıkamasın. Şüpesiz Karaözü ve Türkmeneli platformunun da yanlıș ve eksiklikleri olmuștur. Șöyle davranılsa sözüm olamazdı. Biz su program etrafında șöylesi bir anlayıșla șu ișleri yapmak istiyoruz-a itirazımız olamazdı. Program yok proje yok, biz bu kadar sağlamız, bizim temelimiz bu kadar sağlam diyerek, bașkalarının yanlıș olduğunu ispatlayamazsın. Tam da bu noktada birlikte olmak isteyenlere itici güç olunur-ki, çekicide olmaz. Buna hakımız var mı?

Hasbel kader BAK DER-İĞDELİ olarak yöresel bir çalıșmanın içerisindeyiz. Çalıșmalarımız bu çalıșma anlayıșı ve proğramı etrafında yürümektedir. Köyümüze ilișkin sorunlarla uğrașırken, bölgesel sorunlara birlikte çözüm üretmekten yanayız. Sorunları alt alta yazıp șikayet kutusu olușturma yerine basitten karmașığa doğru iş yaparak çözmeye çalıșmak, dikkati harbiyesi olan bir anlayıșımızdır.

Sonuç itibarı ile Atıș serbest, hedef belirsiz olmamalı diyoruz.

BAK DER-İĞDELİ

#####

12.05.2007 Mühlacker

Dayanışmanın, Çoşkunun, Hoş görünün, Her kesimi olduğu gibi görme ve kabullenmenin yaşandığı, unutulmaz bir gün 12.05.2007.
Asimilasyona karşı mücadele sonuçta hepimizin mücadelesi, bunun yöre veya Köy meselesi değil, Alevilerin ortak davasında elbete bizde varız anlayışıyla, bize kucak açarak ev sahipliği yapmalarından dolayı, Mühlacker Alevi Kültür Merkezi, yönetimini ve başkan Süleyman Burunçayır`ı burdan saygıyla selamlıyoruz.
Gecemize sesi ve yüreğiyle katkı sunan sanatcı dostlarımız Güler Duman, Ozan Emekci, Rıza Aslandogan, Ozan Dost, Bölgmizin gururu Erkan Ünal, Yine bölgemizin gururu Sultan & Bekir Aslan, Gurup Esen Yeller, Genç yetenek Caner Tan, Mühlacker Alevi Kültür Merkezi Folklor ve Bale ekibine BAK DER-İĞDELİ ile dayanışmalarından dolayı saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz.
Gerek etkinliğimizden önce, gerekse etkinliğimiz boyunca, desteğini bizden eksik etmeyen Ali & Gülsen Ergül çiftine, sonsuz saygı ve sevgilerimizi sunarız. Ayrıca mutfaktaki canlarımızada saygı ve sevgilerimizi sunar, emekleri hak için ola ellerine ve yüreklerine sağlık.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu genel başkanı sayın Turgut Öker Alevileri Asimile etme çabasındaki zihniyeti kınayarak, birlikte yaşam kardeşce, eşitlik içinde yaşanacaksa, Aleviler kendilerini oldugu gibi nasıl kabul ediyorlarsa, onlarında biz Alevileri eşit koşullarda kabul etmelerinin altıni çizdi. AABK Genel Başkanı Sayın Turgut Öker`i başından beri bize verdiği destekten dolayı samimi duygularımızla selamlıyoruz.

Alevilerin Sesi Genel Yayın Yönetmeni Necdet Saraç ise, biz Alevilere yüz yıllardır üvey evlat muamelesi yapan anlayışı kınayarak, üvey kardeşlik muamelesi değil öz kardeşlik bakışıyla bu ortak anlayışla beraber yan yana olmalıyız, birlik ve beraberlik kendinden olmayanı dışlayarak olmaz, birlikte olmanın yolu farklılıklarımızı zenginlik olarak görüp, tahammülsüzlükleri ortadan kaldırmakla mümkün olacağının altını çidi. Alevilerin Sesi Genel Yayın Yönetmeni Sayın Necdet Saraç`ıda bizlerle beraber olup düşüncelerini bizimle paylaşmasından dolayı içtenlikle selamlıyoruz.

BAK DER-İĞDELİ Dernek başkanı Atila Ceylan`ın konuşmasından kısa başlıklar.
Ülkemizde sadece kağıt üstünde Laik olan sistem, Türk islam sentezi çerçevesinde herkesi ve her kesimi kendisine benzetmek için her türlü baskı zülümü mübah saymakta.
İşte size en yakın geçmişimizden bir kaç örnek, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi, Malatya, kendisi gibi olmayana sistemin tahammülsüzlüğü.
12 eylül 80 sonrası zorunlu din dersleri ve Alevi köylerine Cami yapma girişimleri hızlandırılarak asimilasyon süreci başlatıldı.
Evet Canlar bu güne kadar Aleviler katlediliyordu bu gün ise Alevilik katlediliyor,
12 eylül sürecinde bir çok Alevi köyü malesef nasibini aldı.
Cemati olmayacağı bilindiği halde, içme suyu olmayan köylere ödenek bulamazken devlet çeketini satıp bu köylere cami için para harcamada teredüt etmiyor.
Kısaca İğdeli süreci
Yıl 1996 Müftülük tarafından dönemin muhtarı H. Sahin e İğdeli köyüne cami yapma teklifi getiriyor.

Muhtarın cevabı ise, “Köyümüz halkı Alevi, bize ibadet etmemiz için Cami değil Cem evi gerekli, yaparsanız seviniriz vatandaş olarak“ yanıtı üzerine, müftü: „öyle bir inanç yok buda nerden çıktı“ diyerek Alevi toplumunun varlığını kabullenmeme hazımsızlığı!
Yine aynı yıl İğdeli köylüleri Cem evi istemini kendi aralarında dillendiriyorlar hatta bu istemi yazılı hale getirerek hem o günkü hemde bu günkü muhtarların yanı sıra bu istem bir çok kişi tarafındanda imzalanıyor (belgeli).
Yıl 2004: 1996 da Cemevi isteyen şahıs 2004 de muhtar olunca, İbadet hane adı altında müftülügün köye Cami yaptırma girişimine alet oluyor.
Gerekceside: „Köye daha çok hizmet ve Devletten yardım alabilmek“.
Köyümde bir Ana tehlikenin farkında olmadan diyorki, „abi abi niye kendini bu kadar paralıyorsun biz hiç sünni olurmuyuz, nalet olsun, hiç imkanı varmı“, devam ediyor bu genç Ana, „abi benim şu oğlan varya Cami hocasından daha iyi kuran okuyor ve daha iyi kuranı biliyor“.
Bu 9-10 yaşındaki çocuk, aldığı inanç eğitimi ile, 30 yaşında hangi inancın mensubu olur sizce!
Evet dostlar işte çok acı ama oldukca çarpıcı 12 eylül eğitiminin ürünü.
Ondan dolayıdırki haklı olarak Köyümüzde Cem Kültür evi istiyoruz, gerekcelerimiz ise.
Geleceğimizi başkalarının değil kendi öz kültürel değerlerimiz üzerine kurmamızı sağlayacak bir Cem kültür evi istiyoruz.

Ayrıca bu Cem Kültür Evi’miz yöremizdeki farklı inanışa sahip hemşerilerimizin, bizleri kültürümüzlede tanımalarını sağlamak için istiyoruz.

Bu Cem evimizi karanlığa karşı yakılan bir ışık. Bu ışığın aydınlığı ve çok sesliliği düşüncelerimizin özgürleşmesini yaşamamızın çağdaş, laik ve demokratik olmasını sağlaması için istiyoruz.

İşte sevgili dostlar istediğimiz taleblerimiz bunlar, bu haklı taleblerimizi gerçekleştirmek için yani horlanmadan, aşağılanmadan, yok sayılmadan, insanca yaşam icin, var olma mucadelesindeyiz ve bu kararlılıklada devam edeceğiz.

Burada asimilasyona karşı duruşta siz dostlara, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonumuza, Federasyonlarımıza, Yayın organımız Alevilerin Sesine, Türkiye´deki Alevi Bektaşi Federasyonumuza, Kayseri Hacı Bektaş Veli ve Pir Sultan Apdal derneklerimize,
başta A.R.Gülçiçek olmak kaydıyla ismini sayamadığım soru önergeleriyle bize destek veren 29 millet vekilimize,
Kamuoyuna bu gelişmeyi görselleştiren Burçin Demir`e,
Bu günkü noktaya gelişimize büyük katkı sunan Alevi. Com editörü Secatipek Demir`e
bir İğdelili aydın olarak Televiyon ve basına bu konuyu, taşıyarak kamuoyu oluşturan emekli müfettiş Aydın Alkan`a,
Yolumuz Yol Tv ye, Su tv ye, Birgün gazetesine, Cumhuriyet gazetesine ve daha adını sayamadığım yayın organlarına, gücümüze güç kattıklarından dolayı, bu vesile ile sizlerin huzurunda tüm kurum ve kuruluşlara teşekkürü bir borç biliyor BAK DER-İĞDELİ adına sayğılar sunuyor.

“Gericilerin, yobazların, şeyhlerin, şıhların, mollaların, imamların peşine takılmış, kendi inancını pazarlıyarak ve onlardan besleneceğini sanan zavallıları lanetliyorum.
Ve bu vesileyle Anneler gününü, en samimi duygularımla kutluyor,
Hünkarın hos görüsü, Pir Sultanın direnciyle sizleri bir kez daha selamlıyorum.

******

BAK DER-İĞDELİ 2. Başkanı Ali Rıza Yıldız`ın konuşması

Değerli dostlar,değerli misafirler, İĞELİ DAYANIŞMA gecesine hoş geldiniz der hepinizi saygı ile selamlarım.

İĞDELİ sürecini BAK-DER başkanımız Atila arkadaş anlattı.

Ben burada, geçmişte yaşadığımız ve bugün (BOB) ile farklı biçimde dayatılan gelişmeler hakkında birkaç söz edecegim.

Orta doğuda doksanlı yıllara kadar “yesil hat “diye ifade edilen,Amerikan politakarının ileri karakol görevini yaptırdılar. Bu misyonla ,hepinizin bildigi gibi. Geçmişimizi kararttılar.
Bize sonucları ile ne kaldı, açlık sefalet, Eğitm ve sağlıkta çöküş, ırkcılık ve milliyetcilik. Bir de altı milyona varan insanimiz Yaban ellerde göcmen yasamak zorunda. Sınırlar açılsa, vize olamsa daha kaç milyon insanımız yurt dışına çıkar?

Günümüzde, Sermayenin küresellesmesiyle, sermaye uluslararası olurken, emekci halkı dar milliyetci hat da tutarak birbirine kirdiriyorlar. Büyük ortadoğu projesi ile (BOB) bize ılımlı islam modeli ile görev veriyorlar. Bu projenin, Irak`taki sonuclarını hepimiz görüyoruz.
Demokrasi getireceklerini iddia ediyorlardi. Sonuc kan ve revan.

Ilımlı İslam ve (BOB) ile, bizi nelerin bekledigini, bilmek için kahin olmaya gerek var mi?
Bu yeni politikaları geregi Neo liberal kültür yaratıyorlar. Kisaca televole kültür diye adlandiracagimiz, kişiliksizlestime ile de, gelecek yüz yılımızı karartacaklar.

Peki biz bu durum karşısnda ne yapmalıyız, ne yapacağız?

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda temel hedef olarak ortaya konulan "muassır medeniyete" yeni Türkçeyle söyleyecek olursak "çağdaş uygarlık" düzeyine ulaşmak gerçekten de üzerinde düşünülmesi gereken bir kavram.

Çağdaş uygarlık düzeyi, çağdaş demokrasinin bütün kural ve kurumlarıyla yaşaması demektir. Askeri darbe yapmamak, askeri darbe girşiminde bulunmamak, yapmış olanları yargılamak . Şemdinli'nin, Susurluk'un, Madımak Oteli'nin olmaması . Gazetecinin haber kaynağını ele geçirmek için askeri savcıların Nokta dergisini basmaması, yani basın özgürlüdür. Medyanın tekelleşmemesi; halkın haber alma özgürlüğünün sağlanması . Düşünce özgürlüğünün önündeki bütün engellerin kaldırılması yani 301. maddeyi savunmamaktır. Orhan Pamuk'u Nobel için tebrik etmektir.

İşkencenin, yargısız infazların, F tipi cezaevlerinin olmaması . İşçi haklarının, sendikal hakların eksiksiz ve tam olması. Bir mayıs ta İstanbul u emekcilere gazlı, coplu ceheneme çevirmemek. Ordunun siyasetin dışında kalması sadece "yurt savunmasıyla" ilgilenmesi . Üniversitelerin birer kışlaya dönüştürüldüğü, bilimsel özerkliğin ayaklar altına alındığı YÖK'ten kurtarılması .

Tarikatların siyasetin temel dayanağı haline getirilmemesi , PKK'yla mücadele adına aşiretlerle devletin işbirliği içine girmemesi . İmam yetiştirmek için kurulan imam hatip liselerinin imamdan başka herşey yetiştirmemesi. Siyasetin bir rant alanı olarak kurulmaması, her iktidarın kendi kadrolarını devlete yerleştirmemesi. Liderler sultasına yasal zemin sağlayan siyasal partiler yasasının değiştirilmesi, halkın iradesini yansıtmayan seçim yasasının değiştirilmesi . Demokrasiyi sadece "sandık"tan ibaret görmeyen, katılımcı bir demokrasiyi savunmak demektir.

Çağdaş uygarlık düzeyi, ulusal gelirde, çocuk ölümlerinde, okuma yazma oranında, kadın erkek eşitliğinde, işssizlik oranında, iş güvencesinde, gelir dağılımında, bölgesel eşitsizlikte, çevre kirliliğinde dünya standartlarını yakalamak demektir.

Kimsenin dini, ırkı, etnik aidiyeti farklı diye baskı görmemesi, eşit yurttaşlar olarak kabul edilmesi. Devletin bir resmi ideolojisinin olmaması kimsenin buna uymaya zorlanmaması .

Ekonominin IMF'ye, Ordunun NATO'ya, dış politikanın ABD'ye bağımlı olmaması yani bağımsız bir ülke olmaktır.

Çağdaş uygarlık düzeyi laik olmak demektir. Devletin bütün dinler ve mezhepler karşısında tarafsız olması din ve vicdan hürriyetini güvence altına alması demektir.

Bura da bizi CAMİ ile CEM evi arasında sorun yaratmakla suclayan aymazlara bir sözüm olacak. Farklı inancları Türk islam sentezine zorlayanlara karşı çıkıp, kişilik ve kimliklerine sahip çıkma yerine. Ağbabalarının borazanlığını yapıyorlar. Geçmişi olmayanın, bu günü de olmaz, gelecegi zaten olamaz.

Bizler BAK-DER olarak televole kültürüne teslim olayacağız. Tarihden gelen Kültür Adet, Gelenek, Görenek, Felsefi yaşam tarzımız, inancımızdır.

Bu anlam da farklılıklarımızla birlikte, bir arada yaşamı savunmak, olmaz sa olmazlarımız olmalı. Farklılıklarımız zenginligimiz dir.

Örgütlü toplum sorunlarını, örgütlü çözebilir. Örgütlü olmak zorundayız. Kafamızı takke ile kep arasına sıkıştırmayalım.

Bu ortak hat ve perspektifte mücadelemiz de bizleri destekleyen: Avrupa Alevi Birlikleri konfederasyonu na, genel başkanı Turgut Öker e, Alevilerin sesi genel yayın yönetmeni Necdet Saraç a.

Mühlacker alevi Kültür Merkezine, Nürnberg Alevi Kültür merkezine, Alevi com site editörü Seceti Pekdemire, Yurtdışındaki tüm dostlara.

YOL TV, Su TV ye, Bir Gün gazetesine, Cumhuriyet gezetesine. Türkiye den Alevi Federasyonu na, gecemiz de bize destek ve dayanışma sunan sanatcilara. Karaözü, Karpınar, Kızılpınar, Kaleköy, Yelikuyu, Burunören ve diğer yöremizden tek tek sayamadığım, dostlarımıza candan teşekkürler. Gönül den ve filen katkı sunan, birlikte çalışan yöremizin değerli insanlarına ve sizlere bizi yalınız bırakmadığınız için, teşekkür eder saygılarımı sunarım

Komiteyle başlay, kurumsallaşan, teslim olayan Tüm İĞDELİ`lere teşekkür ederim..

Yarın Anneler günü tüm annelerin anneler gününü kutlarım.

#####



KARAÖZÜ VE YEDİBUCAK AVŞARLARI YÖREMİZE HİZMET İÇİN PLATFORM SONUÇ BİLDİRGESİ

Toplantı; Aşağıda isimleri bulunan Belediye başkanı, Muhtarlar ve Dernek Yöneticilerinin katılımları ile 13 Ağustos 2011 tarihinde, Saat : 14:00 – 17:00 saatleri arasında Karaözü Belediye binasında yapılmıştır.

Toplantıda Karaözü ve Çevre köyler ile ilgili genel sorunlara değinilmiş ve bu sorunlarla ilgili öneriler sunulmuştur.

Bu buluşma bir ön toplantı olup toplantı anında geçici Üst Kurul oluşturulmuştur.

Toplantıya katılan Dernek yöneticileri, Derneklerinin tüzel kimliklerini devam ettirmek suretiyle yöremiz sorunlarını tespit etmek, projeler üretmek, acil projelere öncelik vermek, çalışmaların yürütülmesi için alt ekipler oluşturmak gerektiği konularında anlaşmışlardır.

Dernekleri, siteleri, radyoları birleştirmek yerine hep birlikte yan yana, can cana, omuz omuza hareket etmenin daha doğru olacağına ve bu anlamda Karaözü, Kızılpınar, Karpınar, Kaleköy, İğdeli, Burunören ve Yerlikuyu köylerinin dernek yöneticilerine bir kez daha çağrıda bulunulması gerektiğine karar verilmiştir.

Toplantı sonuçlarının duyurusu, Alınan karar gereği bu oluşumun içinde bulunan köylerin dernek siteleri aracılığı ile yapılacaktır.

Toplantıya katılmamış / katılamamış olan Karaözü, Kızılpınar, Karpınar, Kaleköy, İğdeli, Burunören ve Yerlikuyu köyleri muhtarları ve dernek yöneticilerinden bu birlikteliğe destek vermek, oluşumun içinde olmak isteyenlerin aşağıda iletişim bilgileri bulunan yöneticilerle irtibata geçmeleri rica olunur.

Toplantıya katılan Muhtarlarımıza, Dernek başkanlarımıza, Yöneticilerimize ve hem toplantıya katılan hem de Ev sahipliği yapan Karaözü Belediye Başkanı Sn. Şener TATAR’a katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

TOPLANTIDA GÜNDEME GETİRİLEN KONULAR ve ÖNERİLER

BİRLEŞME: Çatı Derneği, Üst Platform, Üst Yönetim, Federasyon konuları gündeme getirilmiş olup bazı derneklerin tüzüğünde ilgili maddenin olmadığı ve BİRLEŞME yerine her derneğin tüzel kişiliğini devam ettirmesinin ama BİRLİKTE hareket etmelerinin daha uygun olacağı düşüncesi ağırlık kazanmıştır.

ÜST KURUL: Toplantılara katılan her dernekten bir yönetici olmak şartı ile ÜST KURUL oluşturulması, bu oluşumun amaçlarını, görevlerini, izleyeceği yol ve yöntemleri belirten maddelerden oluşan bir TÜZÜK hazırlanması, Başkan, Sözcü, Rapor Hazırlayıcı seçilmesi, her derneğin kendi Alt Ekibini oluşturması, yöremiz ile ilgili sorunların tespit edilmesi, projeler üretilmesi, projelerin aciliyetine göre gündeme alınması ve üretilen projelerin bir an önce yaşama geçirilmesi için çalışmalara başlanılması, her arkadaşımızın her görevi yapabilmesi için Başkan, Sözcü ve Raportörün dönüşümlü olarak seçilmesi, karar aşamasında dernek başkanlarının ya da dernek adına karar verebilecek en az bir kişinin toplantıda bulunmasının uygun olacağı söylenildi.

PLATFORM ADI: Platform adı olarak KARAÖZÜ ve TÜRKMENELİ PLATFORMU, KARAÖZÜ ŞAHRUH'TAN GEÇENLER PLATFORMU, KARAÖZÜ ve ÇEVRE KÖYLER PLATFORMU, KARAÖZÜ ve YEDİBUCAK AVŞARLARI PLATFORMU önerilen isimler arasındaydı. İçerisinde TÜRK kelimesi geçen isimler için İçişleri bakanlığından izin alınması gerektiği söylenildi. Platform ismi içerisinde ALEVİ, KARAÖZÜ, TÜRKMEN gibi kelimeler bulunmasa, Karaözü'yü üst kimlik olarak dayatmasak, ortak bir isim bulsak daha iyi olur diyenler olduğu gibi KARAÖZÜ ve TÜRKMENELİ PLATFORMU adının iç işlerinden izin alarak da olsa konulmasından yanayız, bölgemizi anıldığı adla temsil etmek en doğru anlayış olacağı inancındayız diyenler de oldu.

KARAÖZÜ BELEDİYESİ: Karaözü Belediye Başkanımız Sn. Şener Tatar Karaözü belediyesinin 60 yıllık bir geçmişi olduğunu, son seçim döneminden günümüze kadar belediyemiz tarafından yapılanları, ileriye yönelik projelerini anlattı ve belediyenin geleceği ile ilgili soruları yanıtladı.

ETKİNLİK: Gençlerin yöremize ilgilerinin artması, birbirleriyle tanışıp kaynaşmaları adına Kültür ve Dayanışma Günü adı altında senede en az bir kere önceden belirlenecek köy veya kasabada kültürümüze uygun ortak etkinlikler düzenlenmesi, paneller yapılması, sergiler ve stantlar açılması, yöremiz insanlarının birbirini tanıması ve kaynaşmalarının sağlanması.

KÜLTÜR: Yöremizin kültürü ile ilgili daha önceden yapılmış olan çalışmaları göz önünde bulundurmak suretiyle araştırmalar yapılması, eksikliklerin giderilmesi, kültürümüz ile ilgili belge ve bilgilerin toplanılması ve kayıt altına alınması

ALEVİ KÜLTÜRÜ: İsteyenin kendi inancını yaşamasına saygı göstererek Alevilik kültürü ile ilgili eski kültürümüzün araştırılarak yaşama geçirilmesi cenazelerimizin, düğünlerimizin alevi geleneğine uygun yapılması, mahkeme kararları olmasına rağmen din derslerinin sadece sünni islam anlayışında verilmesinin basın açıklamasıyla protesto edilmesi, İğdeli Köyü Pir Sultan Abdal Kültür ve Cem Evinin açılışının imkansızlık nedeni ile seneye kaldığının dikkate alınması, Yapacağımız Kültür etkinliklerinde, Asimilasyonun geldiği boyutu ve bunun durdurulması doğrultusunda panel düzenlenmesi

KUM OCAKLARI: Karaözü Belediye Başkanı Sn. Şener Tatar Kum ocakları tarafından çekilen kumlar nedeniyle Kızılırmak tabanının düştüğü, suların azaldığı, Göl'ün kuruduğu, Şahruh Köprüsü'nün ağaçtan yapılan ayaklarının açığa çıkma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı ve bu nedenle kum ocaklarının kapatılması gerektiğini, Kum ocakları ile ilgili dava açıldığını ve bu davanın hala devam ettiğini söyledi. Kum Ocakları ile ilgili devam eden davanın yöremiz halkına duyurulması ve belediyemizin bu konuda destek verilmesi

MAL DAVALARI: Avukatlarımızdan destek isteyerek bu konudaki yeni kanunların öğrenilmesi, bu konuda halkın bilinçlendirilmesi Köyler, kardeşler arası mal davalarının çözüme kavuşturulması yönünde çalışmalar yapılması

DOĞA / ÇEVRE: Yöremizin yeşil bir cennet haline getirilmesi, badem ve cevizinden yararlanmak amacıyla boş duran Hazine arazilerinin ağaçlandırmak suretiyle değerlendirilmesi,

SU KAYNAKLARIMIZ: Boşa akan su kaynaklarımızın tespit edilmesi, su kaynaklarımıza sahip çıkılması, bu kaynakların yöremiz halkı için ne kadar önemli olduğunun ve yöremiz belediye başkan ile muhtarlarımızın bu kaynakları kaybetmemek adına verdikleri mücadelelerin halka anlatılması ve bu konuda destek istenilmesi,

BÜYÜKADA: Büyükada'nın Yerlikuyu'ya ait olduğu ama diğer köylerin de kullanım hakkının var olduğu açıklandı. Yapılacak ortak festivallerin Büyükada'da yapılması öneri olarak sunuldu.

KIRÖZÜ MEVKİİ: Kırözü mevkii ile ilgili sorunun çözülmesi için neler yapılabileceğinin araştırılması.

ÇÖP SORUNU: Çevre köylerin muhtarları çöplerinin toplanılması konusunda Karaözü belediye başkanından yardım istediler. Belediye başkanımız sn. Şener Tatar ise çevre köylerin çöplerinin toplanmasının Karaözü belediyesinin görevi olmadığını, buna rağmen kış aylarında bu konuda çevre köylere hizmet verdiklerini, yazın ise Karaözü’nün artan nüfusu nedeni ile bu hizmeti aksatmak zorunda kaldıklarını ama çöp konusunda köylerin esas muhataplarının İl Özel İdare ve Kaymakamlık olduğunu belirtti.

KATILANLAR
Şener TATAR KARAÖZÜ Belediye Başkanı
Hüseyin ŞAHİN KARAÖZÜ Belediyesi Encümeni
Turgayşen BAĞCI KARAÖZÜ Gazi Paşa mah. muhtarı
Mehmet DEMİR BURUNÖREN Köyü Muhtarı
Bayram ŞAHİN KALEKÖY Muhtarı
Mülker ÜNLÜ YERLİKUYU Köyü Muhtarı
İsmail DEMİR İĞDELİ Köyü Muhtarı
Murtaza KILIÇ KARPINAR Köyü Muhtarı
İsmail DOĞAN YEDİ BUCAK AVŞARLARI Dernek Başkanı (Ankara)
Rıza ÇINAR YEDİ BUCAK AVŞARLARI dernek. Bşk. Yrd
Cemalettin BAL KARAÖZÜ Dernek Başkanı (KAYSERİ)
Suzan YÜCEL KARAÖZÜ DERNEK BAŞKANI (Mersin)
Orhan CEYLAN İĞDELİ Köyü Kalkındırma,Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı
İsmail KOCAER BURUNÖREN Dernek Başkanı (Almanya)
Gazi TAŞTAN KARPINAR Dernek Sorumlusu (ALMANYA)
Bülent AVAR BEŞKÖYLER Derneği Başkanı (İZMİR)
Atila CEYLAN BAK DER-İĞDELİ – ALMANYA
Ahmet GÖK KARAÖZÜ Dernek Başkan Yrd. (MERSİN)
Halil DALAK KARAÖZÜ Dernek Denetim Kurulu Üyesi ve Şahruh Dergisi Yayın Kurulu Üyesi (ANKARA)
Vedat TATAR KARAÖZÜ Dernek Yön. Kur. Üyesi (ANKARA)
İrfan TEMEL KARAÖZÜ Dernek Üyesi (ANKARA)
Tayyar SEVEN ŞAHRUH Dergisi Yayın Kurulu Üyesi (ANKARA)
Adem DEMİREL KIZILPINAR
Yusuf TAŞTAN KARPINAR
Yusuf SERÇE BURUNÖREN
Tülin GÜNEŞ İĞDELİ
İnan CEYLAN İĞDELİ
Meryem CEYLAN İĞDELİ
Ayşe ÖZERDEM KARAÖZÜ – Karaozu.com Yöneticisi

GEÇİCİ ÜST KURUL
İSMAİL DOĞAN YEDİ BUCAK AVŞARLARI – ANKARA
SUZAN YÜCEL KARAÖZÜ – MERSİN
CEMALETTİN BAL KARAÖZÜ – KAYSERİ
İSMAİL KOCAER BURUNÖREN – ALMANYA
GAZİ TAŞTAN KARPINAR – ALMANYA
BÜLENT AVAR BEŞKÖYLER – İZMİR
ATİLA CEYLAN BAKDER – ALMANYA
ORHAN CEYLAN İĞDELİ – İĞDELİ
VEDAT TATAR KARAÖZÜ – ANKARA



SAKLANAN GIRÖZÜN GERÇEǦİ

Yıllardır saklanan atalarımızın mirası KIRÖZÜN! Nasıl peşkeş ҫekildi bu gün aydınlanıyor… Ecdatlarımıza ihanet edenlere, Güneş balcıkla sıvanmaz demiştik, o gün söylediklerimiz bu günü doǧruluyor. Üҫ kuruşa biat edenler bu gün toplumumuzun karşısına hangi yüzle nasıl ҫıkacak doǧrusu merak konusu.

Atila Ceylan

Haberin kaynaǧı. http://www.gaziler.bel.tr/devami.asp?id=26
KIRÖZÜNÜN TAPUSU ARTIK BELEDİYEMİZDE Ekleme Tarihi : 28.12.2010
Kırözü mevkii festival alanımız daha önce Karpınar köyü sınırları içerisinde ve hazine adına tescilli iken Başkanımızın yoğun çabası sonunda Milli Emlak Genel Müdürlüğünden (hazineden) 58.372,59 m2 lik alanın belediyemiz adına tahsisinin yapılması sağlanmıştır.Yani Kır Özü mevkiinin tapusu artık belediyemizdedir.